Üzerinize Alınmayın

Biz –nedense- genellikle negatif olayları üzerimize alınmaya çok meyilliyiz. Aynı özveriyi pozitif şeyleri üzerimize alınmak konusunda göstermiş olsaydık, eminim dünya çok daha farklı bir yer olurdu.

Bazen yüzü asık bir insanın bize tavır yaptığını düşünebiliriz. Belki onun bize tavır almak için geçerli bir sebebi olduğunu düşünüyor da olabiliriz. Sizin problem olarak gördüğünüz bir şey başkası için çok önemsiz bir detay olabilir. Çok daha alakasız veya çok daha mühim başka bir düşüncenin peşinde dalgın, sinirli veya gergin olabilir. Hıncını farkında olmadan sizden çıkarmış bile olabilir. “Hmm, kesin bu yüzden böyle davranıyor” şeklinde kafanızda kurduğunuz yargının akıntısına kapılmak yerine, bir sorun olup olmadığını karşınızdakine sorabilirsiniz.

Bir iş yerine başladığım ilk günlerde, ortamdaki insanları bana anlatan biri vardı. Başka bir bölümden bir kadın ile ilgili onunla kimsenin anlaşamadığını, bizimle pek muhatap olmayacağını falan anlatmıştı. Bu önyargıya kapılıp, onun asık suratının bizi küçük görmesine, alt tabakadan görmesine ve muhatap almadığına bağlasaydım belki ben de ona tavır alacaktım. Belki yerimde başka biri olsa ondan nefret edecek ve onu her gördüğünde gerilecekti. Belki tersleyecekti. Bu ters tutum karşısında kadın daha da ters davranıp bu sefer bilinçsiz olarak yaptığı tavrı bilinçli olarak sürdürecek ve iki kişiden biri pes edip sorunu masaya yatırmaya karar vermediği sürece de bu sürtüşme devam edecekti.

Bense duruma nötr yaklaşmayı tercih ettim. İlk başlarda suratının neden asık olduğunu çözmeye çalıştım. Belli ki yapısı böyleydi. Zamanla fark ettim ki başı önde, kimseyle muhatap olmadan somurtuk bir şekilde yürüdüğü zamanlarda aslında aklında çok daha başka alemlerde düşünüyor. Yine aradan biraz zaman geçtiğinde, bir iki laf atıp dünyaya dönmesini sağladığımda ise gayet normal bir şekilde kafasını kaldırıp gülümsediğini bile gördüm.

Bir kişi ile ilgili oluşabilecek iki tane senaryo var. Birincisi kendinizi durup dururken saçma bir kısır döngünün içine soktuğunuz hem kendinizin hem de karşınızdakinin enerji alanını kirlettiğiniz. Diğeri ise başkasının yargısına ve yönlendirmesine maruz kalmadan bilinçli bir şekilde akışı izlediğiniz.

Sizce hangisi yaşam enerjinizi yüksek tutar?

Bu en basit haliyle yanlış anlamalardan doğan ve üzerinize alınmamanız gereken bir kısır döngüydü. Şimdi dereceyi biraz arttırarak devam edelim.

Minik kuşun hikayesini duymuşsunuzdur. Soğuktan donmak üzere olan bir kuşun üzerine inek pisler. Tam kuş ineğe sövecekken bir de bakar ki üzerindeki buzlar erimeye ve kuş ısınmaya başlar. Sevinçle ötmeye başlayan kuşu duyan kedi ise gelip onu o pislikten çıkartır. Kuş onu pislikten çıkardığı için kediye teşekkür etmek ister. Ama kedi onu yer.

Bazen ardı arkasına kötü şeyler olmaya başlar. Bir değil, iki değil… Sinirleriniz iyice gerilmiş ve lanet etmeye başlamışsınızdır bile. Olanları asla bir tesadüf olarak görmeyeceğiniz gibi, kör talihinize de saydırıp duruyorsunuzdur:

“Bende de şans olsa zaten!”

“Hep beni bulur zaten!”

“Koca tencerede bir tane saç olsa o da benim tabağıma gelir!”

Sizin kötü diye tabir ettiğiniz bir şeyin sizin için iyi bir şeyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağını bilemezsiniz. Üstelik bunu böyle söylediğimde de cümle size çok tanıdık gelmiştir eminim. Ama iş icraata gelince biraz sınıfta kalıyoruz sanki.

Aksilikler peş peşe gelmiş olabilir. Bunlardan bazısı sizin kendi düşüncenizle çektiğiniz, bazısı tesadüfen denk gelip gereksiz bir şekilde başkasının yerine üzerinize aldıklarınız, bazıları da sonraları hayrınıza olduğunu anlayacağınız ama ilk başta kötüymüş gibi görünen şeyler olabilir. Burada önemli olan başınıza gelen böyle bir durum karşısında tutumunuzun ne olacağıdır. Eğer yukarıda saydığım cümleler gibi kendi kaderinize saydırmaya başlarsanız. Tebrikler, kendinizi yine bir kısır döngünün içine soktunuz demektir. Belki de çok alakasız bir konuyu üzerinize alındınız ve şansınıza, kaderinize lanet ederek çıkmaz sokağa saptınız. Ya da belki de gerçekten kötü bir durumdu ve bilinçaltınızla bunu hayatınıza kendiniz çektiniz ama yine de bu durumdan kurtulma şansınız varken kendinizi çıkmaz sokağa sürüklemeyi yine siz seçtiniz.

Olayları sükut içinde karşılayıp, bundan sizin hayrınıza nasıl bir öğreti çıkacağını analiz edin ve üzerinize sinen negatif enerjiyi de biran önce kovalayın. Üzerinize alıp da yaşam enerjinizi sömürmesine izin vermeyin.

Sonuç olarak;

Çok berbat bir gün geçirmiş olabilirsiniz. Herkesin bugün tersinden kalkacağı tutmuş olabilir. Son zamanlarda sürekli bütün aksilikler sizi buluyor olabilir. –Tabii ki temennim olmaması yönünde– Her ne olursa olsun, bu sizden kaynaklı da olsa sizinle alakasız bir konunun yansıması da olsa, bunu kadere bağlamayın. Bunun sizin şansınızla alakası yok. Bir kere üst üste gelmesi sonsuza dek öyle devam edeceği anlamına gelmiyor; tabii siz kendinizi bu girdaptan çıkartırsanız ve olanları üzerinize alınmazsanız.

Siz “Lanet olsun hep de beni bulur!” dedikçe, evren de sizi haklı çıkartmak için canla başla çalışacaktır.

O yüzden negatif hiçbir şeyi üzerinize alınmayın. Oradan almanız gereken öğretiyi bir kenara not edip şifalandırın ve yolunuza devam edin.

Sevgiyle ve ışıkla,

Katre Gizem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devletbilgi.com | Personel Alımı, Memur Alımı

Up ↑