Uyanış Çağı Çocukları #1

“Bir daha anlatsana anneanne!” dedi Eren, heyecanla. Bu hikayeyi kaç kez dinlediğini kimse bilmiyordu. Yıl boyunca arkadaşlarına da anlatmış, onları da kendi heyecanına katmıştı. Şimdi üç arkadaşı ve Eren, anneannesinin dizinin dibine oturmuş, parlayan gözlerle hikayenin başlamasını bekliyorlardı.

“Bundan uzun yıllar önce, dünya şimdi gördüğünüzden çok daha başka bir yerdi.” diye söze başladı anneannesi. “Şu yemyeşil ormanlar yerinde gri taş sütunları duruyordu. İnsanlar kendi acılarına, telaşelerine öyle kapılmışlardı ki, bir başkasının ne düşündüğünü anlamak için vakitleri bile kalmıyordu. Hatta birçoğunun kendi düşüncesiyle bile baş başa kalmadığını söyleyebilirim.”

“Nasıl yani?!”dedi küçük çocuklardan birisi, “kendilerini hiç dinlemiyorlar mıydı?”

“Kendilerini nasıl dinleyeceklerini bilmiyorlardı çünkü. O kadar meşgullerdi ki, gözlerinin önünde bariz duran çözümleri bile göremiyorlar, bir yandan şikayet ediyorlar, bir yandan da düzeltmek için hiçbir şey yapmıyorlardı. Herkes bir başkasının bir şeyler yapmasını bekliyor, zaman akıp geçiyordu.”

“Peki sonra nasıl başardılar?” dedi diğer oğlan. Hikayeyi ilk defa dinliyordu ve diğerlerinden daha fazla heyecanlıydı.

“Çok büyük bir salgın hastalık oldu. Bütün dünyayı sardı. İnsanlar ya hayatlarını riske atacaklardı ya da evlerinde oturacaklardı. Hayat onlara çok net bir seçim sunmuştu. Artık karar vermeyi erteleyemezlerdi. İnsanlar yıllarca yaşayan ölüler gibi amaçsızca koşuşturdular kendi meşgalelerinin peşinde. Böyle bir yaşamın ölümden farksız olduğunu anlayamadılar. Ancak yaşam ile ölüm arasında bir seçim yapmak zorunda kaldıklarında, yaşamayı seçenler tedbirlerini alıp evde oturdular. Kendilerini karantinaya aldılar. Bu da onların düşünmelerini, kendi iç dünyalarına dönmelerini sağladı.”

“Hepsinin birden mi?!” dedi çocuk, gözleri parlayarak.

“İlk başlarda yıllık izin almış ama tatile gidememiş gibi hissedenler de oldu. Sonra kendilerini eğlenceye verenler, yemek yapmayı öğrenenler oldu. Oyunlar oynandı, filmler izlendi. Tüm bu eğlencenin doyumuna vardıklarında, sevdiklerini hatırladılar. Birbirlerini aramaya başladılar. Normalde sadece işleri düştüğünde veya bayramlarda aradıkları kişilerle tekrar bağ kurmaya başladılar. Evde, tozlu raflarda bekleyen kitaplar gün yüzüne çıkmaya başladı. Onlar bitince online kitaplara hatta sesli kitaplara geçtiler. En önemlisi, kafalarını artık sadece kendi ilgilerini çeken şeylere odaklamaya başladılar.”

“Annemi de anlatsana anneanne!” dedi Eren. Hiç bıkmıyordu bu hikayeyi dinlemekten.

“Tüm bunlar olurken, gezegen üzerinde dolaşan hastalık enerjisini temizlemek için tüm bilgilerini seferber eden gruplar vardı. Her ülkede, kendi içinde gruplar enerji çalışmaları yapıyorlardı. Tüm dünya birbirleriyle haberleşiyor, gezegenin bu yenilenen frekansına geçişi kolaylaştırmak için enerji birliği yapıyorlardı. Eren’in annesi de bizim ülkemizdeki bu gruplardan birindeydi. Her gün internet üzerinden toplanıp bütünün hayrına meditasyonlar yaptılar. Yıldızların takvimlerini takip ettiler. Özel frekansların saatlerini en verimli kullanabilmek için gerektiğinde sabah 5’te uyandılar, yeri geldiğinde ise hiç uyumadan sabahlara kadar çalıştılar.”

“Yani onlar mı kurtardılar insanları?” diye sordu en küçük olanı.

“Tam olarak öyle söylemek doğru olmaz küçüğüm. Onların çok büyük katkısı olduğunu söyleyebilirim ancak. Kendi içine dönen insanlar hızla bilgilenmeye ve hem zihinsel hem de bedensel olarak aydınlanmaya başladılar. Zamanında hurafe gözüyle baktıkları ruhsal yolculukların, enerji çalışmalarının nasıl bir şey olduğunu hissetmeye başladılar. Yani hali hazırda öncü bir grup çalışma yapıyor olsa da sonraları bu aile büyüdü.”

“Bu yaşanan olaylar önce insanları uyudukları o derin uykudan uyandırarak kendi içlerine dönmelerini ve kendilerini anlamalarını sağladı. Zamanla öğrenmeye ve anladıklarını geliştirmeye başladılar. Kendi hayatlarındaki yanlışlarını fark etmeye ve düzeltmeye başladılar. Bunlar ilk aşamada olanlardı. İkinci aşamada gezegene neler yaptıklarını fark etmeleri vardı. İnsanların içeride olması, gezegenin de canlanmasını sağladı. Sanki insanların gözüne sokarcasına, dirilişe geçti. Ve yaşamın aslında nasıl güzel olabileceğini gören insanlık, yüzüne çarpan bu gerçekle silkelenmeye ve daha da anlamaya başladı. “

“Kendilerini sevmeyi öğrendiler. Başkalarını sevmeyi öğrendiler. Sevdiklerine zaman ayırmayı onlarla ilgilenmeyi öğrendiler. Gezegeni sevmeyi öğrendiler. Önceleri kendi hayırlarına diye düşündükleri ancak kendilerini tüketen dilekleri vardı. Bir uyuşturucu bağımlısı gibi bağımlı oldukları teknolojiler, statüler, egolar… vardı. Ve en nihayetinde, ben olmaya çalışmanın ne kadar anlamsız bir çaba olduğunu görüp, aslında bir bütün olduğumuzu anladılar. İşte gezegeni kurtaran, her geçen gün artan bütünün hayrına niyet etmeyi öğrenen insanlar oldu küçüğüm.”

4 thoughts on “Uyanış Çağı Çocukları #1

Add yours

  1. Ellerine yüregine sağlık çok güzel olmuş çok duygulandım başarılarının devamını dilerim🤗

  2. Çok güzel olmuş. Eline emeğine sağlık. Akıcı ve sıkıcı olmaması da cabası. Çok keyif aldım okurken.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devletbilgi.com | Personel Alımı, Memur Alımı

Up ↑