Kedi Gibi Sevmek, Köpek Gibi Aşık Olmak

Hepimiz aşkı kendi bildiğimiz gibi yaşıyoruz. Herkesin ilişkiden beklediği şeyler farklı. Ama aslında bunları iki ana kategoriye bölebiliriz: Kedi gibi sevmek ve köpek gibi aşık olmak.

Herkes bir köpeğin sahibine ne kadar sadık olduğunu bilir. Dolayısıyla birilerini çok sevdiğiniz zaman, onsuz yapamayacağınızı, onsuz olma fikrinin bile acı verdiğini düşündüğünüz zaman bunu çok rahatlıkla “köpek gibi aşık olmak” olarak nitelendirebilirsiniz. Bu halk arasında oldukça olağan görülen bir tabirdir. Diğer yandan, hiç kedi beslememiş biriyseniz ve kediler hakkında hiçbir fikriniz de yoksa “kediler nankördür” diye düşünebilirsiniz.

Öncelikle köpeklerin aşkı zaten malumunuz olduğu için, kedilerin nasıl sevdiğinden de kısa bir bahsedeyim istiyorum – ki konu havada asılı kalmasın. Kedi sahipleri bilir, kedi evde bir bireydir. Sever ama asla sahibine bağımlı değildir. Onsuz ölmez, depresyona girmez… Hayatına kaldığı yerden devam eder. Buna rağmen, sanıldığının aksine, kediler sevdiği insanlar uzun süre ortalıkta görünmediği zaman trip atabilir, küsebilir, hatta sevdiği kişinin üzerinde başka kedi kokusu aldığı zaman kıskançlık bile yapabilir. (Hepsi tecrübeyle sabit.) Bir köpeğin sevgisini mama vererek kazanabilirsiniz ama bir kedi için bu asla bir kıstas değildir. Sizi seviyorsa seviyordur, sevmiyorsa sevmiyordur. Mamasıyla kumuyla evin kızı ilgilense bile o gidip evin babasını daha çok sevebilir. Yani bütün hayvanlar gibi onlar da “sevmeyi” çok iyi bilirler. Ama kedi, seni sevdiği kadar kendisini de sever.

Her ikisi de çok iyi sevebildiği halde kedi ile köpeğin sevme stili arasında kocaman bir fark vardır: Sevgi bağımlılığı. Bir köpek sahibine bağımlıdır, kedi değildir. Bir köpeği sahiplenirsiniz, kediyi evlat edinirsiniz.

Gelelim insanlardaki bu iki türlü sevme versiyonuna

Biz insanlar aslında yaşamın her anında mutluluğu arıyoruz. Tam anlamıyla söylemek gerekirse mutluluk hormonlarının peşinde yaşıyoruz. Bu mutluluk hormonlarını tek bir kişinin varlığından sağladığımız zaman, işte bu köpek gibi aşık olmak dediğimiz durum devreye giriyor – ki bu durumda kişi, halk arasında bilindiği gibi sırılsıklam aşık olup aşırı tutkulu görünmek zorunda da değildir. Böyle olunca kişi o ilişkiye bağımlı hale gelir. Kendisini mutlu eden tek şey artık o kişi olur ve onsuz bir hayatı hayal bile edemez. Bunun kendisine çok acı vereceğini düşünür.

Bir süre sonra bu durum kaybetme korkusunu da beraberinde getiriyor.  Çoğunlukla kaybetme korkusuyla yapılan kıskançlıklar, bir ileri seviyede artık karşındakinin hayatını kısıtlar hale geliyor. Tam tersi durumda ise kişi kaybetme korkusuyla kendinden sürekli ödün vererek olmadığı kişi haline gelmeye başlıyor.

İşte asıl sıkıntıyı yaratan da bu korku hali. Çünkü bu durumda beyin beta frekansında yaşamaya başlıyor: yani stres ve korku frekansında. Bu frekansta sevgiye ve mutluluğa yer yok. Bütün ömrümüzü “mutluluğu” aramakla geçirip, bir insanın varlığından aldığımız hazzı boş vakitlerimizde yokluğundan korkarak yok ediyoruz. Yine her zamanki gibi kendimizi kısır bir döngüye sokuyoruz. Çünkü sevgi ile korku aynı frekansta çalışmıyorlar. Birinin olduğu yerde diğeri olmuyor. Yani seven insan kıskanır lafı bile tamamen yalan aslında.

Kedi Gibi Sevmek Nasıldır?

Kedi gibi seven insan sevdiğini olduğu gibi kabul eden insandır diye özetleyebilirim. Karşısındaki kişi sevse de sevmese de onu saf bir kalple sevebilendir. Tüm rağmenleriyle birlikte sevendir. Mutlu olmak için tek koşulunuzun bir başkasının varlığı olmadığı ama buna rağmen yanınızda olmasından mutluluk duyduğunuz bir ilişki durumu yani. Onu gitmekte veya dilediği gibi davranmakta, dilediği kişiyle konuşmakta, dilediğini giymekte, dilediği zamanı sizinle dilediğini başkasıyla geçirmesinde “kalben” –yani sadece lafta değil kalbinizde de – özgür bıraktığınız bir durum. Sevginin zihinde değil kalpte yaşanması… Bu durumda beyin alfa frekansında çalışıyor; hani o hep aradığınız “mutluluk” frekansında.

Hani hep diyoruz ya, aşık olmak istiyorsan, hayatında bir sevgili istiyorsan, önce kendini mutlu et ve kendini sev. Sevgilinle ne yapmak istiyorsan kendinle de yap. Sevgilin olsa sinemaya mı giderdiniz? Kendi başına da gidebil önce. Hediye mi alırdı sana? Önce sen kendini ödüllendirmeyi takdir etmeyi bil. Birlikte tatile mi giderdiniz? Kendin de alıp başını kaçabilmelisin arada.

O yüzden, kedi gibi sevin dostlarım.

Başkasına bağımlı yaşanan her ilişki bir gün bitecektir ya da sen acıya alışıp mutsuz yaşamaya razı geleceksindir. Zihninizle değil kalbinizle sevin. Başkaları “seven kıskanır” diyormuş, bırak desinler… Öyle olmalıymış böyle olmalıymış… Sevdiğin için değişmen gerekiyormuş… Aldırma.. Bunlar hep zihinde yaşanan şeyler. Zihninizle sevemezsiniz. Sevgi kalpte olur.

Sevgiyle,

Katre Gizem

One thought on “Kedi Gibi Sevmek, Köpek Gibi Aşık Olmak

Add yours

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devletbilgi.com | Personel Alımı, Memur Alımı

Up ↑